Bozkır

Bozkır seni adam edememiş, kendi kendine yarattığın boşluğa bile kucak açamıyorsun, derdi. Kızardı da çoğu zaman. Estirdiği kavaklardan anlardım kızgınlığını. Güler geçerdim tabi, ellerim cebimde izlerdim onu. Ben gülünce geçerdi kızgınlığı. Yazmayı bırakınca derdi, gidiyorsun, bi yazarken varsın yanımda. Sonra demezdi tabi, neler demezdi ki daha. Futbolu da çok bilirmiş gibi eklerdi; quaresma'nın futbolu kafaya takmadığı gibi, sen de azcık taksaydın kafaya şu yazarlığı, büyük kalemler çıkıyormuş küçük şehirlerden derdik, dedi. Birazcık kulak kabartmaya gelmezdi, fırçayı en hassas yerinden vuruyordu tabi. Azcık şımartılınca nerede duracağını bilmeyen erkekler gibisin derdim. Ellerin bi kez olsun ilişmesin ellerime. İnancımı körüklüyorsun, derdim. İnanasım mı yoktu yoksa? Yoksa.. Yoksa ne? Yoksa yoktu işte. Yok muydu gerçekten, elle değil de yürekle tutulur bi gerçekliğim, kalmamış mıydı gerçekten? Şimdi Bozkır..
Bozkır da derdi, beni okuyacak adam mı var? Yorulurdu esmekten artık. Ellerini çekerdi ellerimden. Senden başka esecek kimsem yok, noktayla virgülüm bi sana derdi. Benden başka yazacak kimsesi yokmuş gibi, bir beni mi yazardı? Bir beni yazardı, iki beni yazardı, üç.. Tıp. Susmazdı bu “tıplarla”. Dokunmasan derdi, oracıkta can verecek sıkıntıların. Sonra ölüm derdi, Tanrı derdi. Ölmek kolay olsun diye yaşatırmış Tanrı bizi derdi. Derdi de derdi anlayacağın. Ölüme değil, hayata derdi senin teğetlerin, az kalsın ölüyor değil de, az kalsın yaşıyordun derdi, anlayacağın. Sayardım sonra Bozkırı, ona okuduğum kitapları anımsardım, tek başıma yemezdim yani kafayı. Bozkırdan başka, yok muydu benimle deliren? Yokmuş tabi. Yok olduğu için mi sarıldım kitaplarıma, cömert denebilecek o kadar eylemden sonra, bundan mıydı  deli gibi saklamam? Bundandı derdi. Omzumda gezerdi elleri, ben ölünce derdi, üzülme o kadar, yüreğin koca bi kara delik, kaç bozkırı gömmedin ki teker teker? Anlaşılmamaktan kim ölmüş derdim. Oğuz derdi, o anlaşılmamaktan öldü, sen anlamaktan öleceksin.
 Bi gidemedin derdim, seni istemeyenleri, o çok övündüğün tersliğinle bi itemedin derdim. 
İnsanlar derdi, düşünebiliyor musun, kendini düşünüyorlar, bi insan derdi, kendini nasıl düşünebilir? Bu gidişle derdim, insanlar bana, kendimi düşünmekten başka çare bırakmayacak. 
Bilmiyordu, bir şeyler olmuş herhalde ona . Yeni ihtimallerin yorgunluğu var üzerinde. 20 yaş sendromu diye bişey çıkmış bu günlerde, o da bunlardan oluversin bu kez, ne dersin? Olmuyordu işte, o da bunlardan oluvermiyordu. Bi sayfayı daha, kafasını karanlıklara daldırmadan çeviremiyordu. Ama ne yapabilirdi ki, tek başına? Gecenin sonuna doğru? Oğuz'la, Atay'la, Hakan'la, Günday'la, Luice'le, Ferdinand'la, öylece bir başına.. Hiç kulak vermemişlerse, ne yapabilirdi bu çocuk ? Bak şimdi de Ahmet Hamdi, gündelik şeyler beni boğuyor halbuki içimde başka susuzluklar... 
Bişeyler mi yazıyorsun yine, ne o önündeki kitap? Tutunabilmişlerin anlamayacağı cinsten... Efendim? Renk pezevenkleri kaldıramıyor mu yine koyuluğunu? Yeterince görmemiş gibi , insanın insana neler yapabileceğini? Efendim? Hayır hayır, içeride hasta yok. 25 mi gösteriyorum? Hayır ergenlik bunalımı değil. Gidiyor musunuz? Size de geçmiş olsun.
-muhittin aksoy 

Popüler Yayınlar